celal altınsoy
20.11.2009, 12:52
İKİ TASVİRİ HATIRAMDIR
-İnsanın yaşam şartlarında belli bir duruş ve ona uyan harekette hissettiğiniz söz,düşüncelerinizin hissettiğiniz zorunlulukların,sonradan müspet-menfi yönleriyle görebiliyorsunuz.Hatıramdan iki örnek yazayım izninizle:
-İlk hatıram. Yıl 1974,altı ay 122 dönem muhabere okulunu bitirip,diploma ve yemin töreni sonrası kura ile 23’cü seyyar jandarma tugayı,muhabere bölük komutanlığına yd.subay olarak tayinim çıktı,gittim.bölük komutanım üst.teğmen Osman ÖZBEK’di.titiz ve çalışkanlığıyla kendisini saygı,sevgiyle anmak isterim.jandarma generalliğine kadar yükseldi,rütbe aldı.şimdi emekli,yayımı yapılmış kitap eseri mevcut,bazen tv.programlarında kendisini dinleme imkanım oluyor..
Mesai sonu Gaziantep ordu evinde kalıyordum.5’ci zırhlı tugayından da birçok yd.subayla devre arkadaşlarım mevcuttu.1974 Temmuz ayında Kıbrıs harekatının başladığını gece öğreniyor,sabah erkenden birliklerimize gidiyoruz.ben bölüğü toplayıp astsubaydan tekmil alacağım ve normal mesai günlerimiz gibi bölük komutanına tekmil vererek mesai çalışmasına başlayacağız.takdir edersiniz ki yunanistan ile savaşa karar verilmiş,cephe geniş herkesin duygu düşünce heyacanları farklı boyutlarda,yüksek heyecan içindeyiz.Bölüğün önünden biraz yakinen yürüdüm sabahın mahmurluğu bir yana yüzlerden,bakışlardan herkesin duygu,düşüncelerin karışık,puslu ortam tabirinde bulunduğunu sezinliyor,onların karşısında serinkanlı tebessüm içerisinde denetleyerek komutanları olarak her hareket , duruş ve moral verici konuşma gereğini hissettim.özgüven,metanet,kişiliğimiz,coğrafi,tari hi,manevi değerlerimize,düşmanlar dahil dünyanın bizi,bizim onları iyi bildiğini konjoktürel bağlamda bölük komutanı geldikten sonra da bir süre konuşmamı sürdürdüm. Sonra bende bölük komutanıma tekmil verdim. bölük komutanı da aynı teftiş,hissiyatı taşımış olmalı ki o da güzel bir konuşma ve duruş gösterdi.Bunun askerde yarattığı olumlu yönünü görüyor,müşahede edebiliyorsunuz.Sonra,bizim hareket bölgemiz İskenderun idi,bir ay kadar çadırlarda teyakkuzda kaldık.oradaki anılarda elbet öneme haiz ve yazıyı uzatmam mümkün…fakat,işte bu kadariyla bir anlamda “ duruş “ kelimesinin önemine atfen bir katkı faaliyeti olarak sunmuş, sizinle paylaşmış oldum..
- ikinci hatıram: 1991-92 yılarında Libya da bulunuyordum. 15 kadar dahili şantiyeleri olan bir müteahhit şirkette makine şefi olarak çalışıyorum.amerika-ırak savaş propaganda hareketleri yoğun o sıralarda.ülke konjoktürü,ABD güç sevkiyatı yapmış, harekatı meşrulaştırıcı propaganda yapıyor,Irak Kuveyte girmiş,Libya Irak’a destek veriyor, Türkiye Amerika ile müttefik durumda.ilaveten Libya bize karşı terörislere yataklık yapıyor..v.b.kaldığımız yer merkez şantiye durumunda Tripoliye 120 km. uzaklıkta Giryan isimli şehir kenar mahallindedir.diğer Türkiye şirketleri gibi çalıştığım yerde de toplantılar yapılıyordu. duygu düşünceleri karışık tedirginlikte bulunuluyor,herkesin moral ve güven ihtiyacı açık seziliyor,görülüyordu.bir yönetici olarak, kendi insanlarımız çalışanlara,işçilere moral veriyor,tedbir ve güvenlik kapsamında bilgilerle konuşmalar yapıyorduk..! bir gece kaldığımız merkez şantiyede,depo ve marongozhane mahallinde yangın çıkartıldığını öğreniyor,oraya gittim.yığın halinde kerestenin yanma esnasında kıvılcımların mermi gibi ses çıkartarak metrelerce uzaklara gidebildiğini ilk defa gözlemliyordum.iş makinalarıyla yangının gerek yakındaki yatakhanelere,gerekse diğer birimlere ki özellikle ofis giriş mahallindeki yakıt ikmal yerlerine inhisar etmemesi için el,güçbirliğinde çalıştık,büyük özveride mücadele ettik. istenen şehir itfaiyesi de sabah mesai saatinde lütfedip geldiler.! Yangın çıkaranlar da yakalanamadı…! Bunların detayıyla yazımı uzatmayayım.
Irakta savaş harekatı devam ediyordu.şirketin başka birimlerinden bunalıma girenler,hastanelerde yatanlar olduğunu duyuyor,müşahit oluyorduk.puantajları bana bağlı yabancılar hariç 25 kadar makine atölye-servis ikmal personelden bunalıma girip hastanede yatan olmadı şükür deyeyim.gerek durumundan endişe ettiklerime münferiden gerekse toplu olarak iş,görev verdiğim çalışanlara daima onlara güven,moral veren “ duruş..” dediğim kelime kapsamında hareket ve kısa,uzun çok konuşmalarım olmuştur. Sonra,bundan müteşekkir olduklarını bildirenler dışında gözlemlerimle de faydalı olduğumu müşahede etmişimdir. aslında yaşamımdan başka örneklerde yazılabilirdi,fakat anlatmak istediğim müspet-menfi manada,hissedilen zorunlulukta hareketin ehemmiyette olunabileceğini,çok değişik şekillerde,zamanlarda başa gelebileceğini olabildiğince kısa yazmak,siz okuyanlarla paylaşmak istedim.
-Satırlarımı tamamlar, selam ve sevgilerimi sunarım hoşçakalınız. Celal altınsoy,kasım-2009
-İnsanın yaşam şartlarında belli bir duruş ve ona uyan harekette hissettiğiniz söz,düşüncelerinizin hissettiğiniz zorunlulukların,sonradan müspet-menfi yönleriyle görebiliyorsunuz.Hatıramdan iki örnek yazayım izninizle:
-İlk hatıram. Yıl 1974,altı ay 122 dönem muhabere okulunu bitirip,diploma ve yemin töreni sonrası kura ile 23’cü seyyar jandarma tugayı,muhabere bölük komutanlığına yd.subay olarak tayinim çıktı,gittim.bölük komutanım üst.teğmen Osman ÖZBEK’di.titiz ve çalışkanlığıyla kendisini saygı,sevgiyle anmak isterim.jandarma generalliğine kadar yükseldi,rütbe aldı.şimdi emekli,yayımı yapılmış kitap eseri mevcut,bazen tv.programlarında kendisini dinleme imkanım oluyor..
Mesai sonu Gaziantep ordu evinde kalıyordum.5’ci zırhlı tugayından da birçok yd.subayla devre arkadaşlarım mevcuttu.1974 Temmuz ayında Kıbrıs harekatının başladığını gece öğreniyor,sabah erkenden birliklerimize gidiyoruz.ben bölüğü toplayıp astsubaydan tekmil alacağım ve normal mesai günlerimiz gibi bölük komutanına tekmil vererek mesai çalışmasına başlayacağız.takdir edersiniz ki yunanistan ile savaşa karar verilmiş,cephe geniş herkesin duygu düşünce heyacanları farklı boyutlarda,yüksek heyecan içindeyiz.Bölüğün önünden biraz yakinen yürüdüm sabahın mahmurluğu bir yana yüzlerden,bakışlardan herkesin duygu,düşüncelerin karışık,puslu ortam tabirinde bulunduğunu sezinliyor,onların karşısında serinkanlı tebessüm içerisinde denetleyerek komutanları olarak her hareket , duruş ve moral verici konuşma gereğini hissettim.özgüven,metanet,kişiliğimiz,coğrafi,tari hi,manevi değerlerimize,düşmanlar dahil dünyanın bizi,bizim onları iyi bildiğini konjoktürel bağlamda bölük komutanı geldikten sonra da bir süre konuşmamı sürdürdüm. Sonra bende bölük komutanıma tekmil verdim. bölük komutanı da aynı teftiş,hissiyatı taşımış olmalı ki o da güzel bir konuşma ve duruş gösterdi.Bunun askerde yarattığı olumlu yönünü görüyor,müşahede edebiliyorsunuz.Sonra,bizim hareket bölgemiz İskenderun idi,bir ay kadar çadırlarda teyakkuzda kaldık.oradaki anılarda elbet öneme haiz ve yazıyı uzatmam mümkün…fakat,işte bu kadariyla bir anlamda “ duruş “ kelimesinin önemine atfen bir katkı faaliyeti olarak sunmuş, sizinle paylaşmış oldum..
- ikinci hatıram: 1991-92 yılarında Libya da bulunuyordum. 15 kadar dahili şantiyeleri olan bir müteahhit şirkette makine şefi olarak çalışıyorum.amerika-ırak savaş propaganda hareketleri yoğun o sıralarda.ülke konjoktürü,ABD güç sevkiyatı yapmış, harekatı meşrulaştırıcı propaganda yapıyor,Irak Kuveyte girmiş,Libya Irak’a destek veriyor, Türkiye Amerika ile müttefik durumda.ilaveten Libya bize karşı terörislere yataklık yapıyor..v.b.kaldığımız yer merkez şantiye durumunda Tripoliye 120 km. uzaklıkta Giryan isimli şehir kenar mahallindedir.diğer Türkiye şirketleri gibi çalıştığım yerde de toplantılar yapılıyordu. duygu düşünceleri karışık tedirginlikte bulunuluyor,herkesin moral ve güven ihtiyacı açık seziliyor,görülüyordu.bir yönetici olarak, kendi insanlarımız çalışanlara,işçilere moral veriyor,tedbir ve güvenlik kapsamında bilgilerle konuşmalar yapıyorduk..! bir gece kaldığımız merkez şantiyede,depo ve marongozhane mahallinde yangın çıkartıldığını öğreniyor,oraya gittim.yığın halinde kerestenin yanma esnasında kıvılcımların mermi gibi ses çıkartarak metrelerce uzaklara gidebildiğini ilk defa gözlemliyordum.iş makinalarıyla yangının gerek yakındaki yatakhanelere,gerekse diğer birimlere ki özellikle ofis giriş mahallindeki yakıt ikmal yerlerine inhisar etmemesi için el,güçbirliğinde çalıştık,büyük özveride mücadele ettik. istenen şehir itfaiyesi de sabah mesai saatinde lütfedip geldiler.! Yangın çıkaranlar da yakalanamadı…! Bunların detayıyla yazımı uzatmayayım.
Irakta savaş harekatı devam ediyordu.şirketin başka birimlerinden bunalıma girenler,hastanelerde yatanlar olduğunu duyuyor,müşahit oluyorduk.puantajları bana bağlı yabancılar hariç 25 kadar makine atölye-servis ikmal personelden bunalıma girip hastanede yatan olmadı şükür deyeyim.gerek durumundan endişe ettiklerime münferiden gerekse toplu olarak iş,görev verdiğim çalışanlara daima onlara güven,moral veren “ duruş..” dediğim kelime kapsamında hareket ve kısa,uzun çok konuşmalarım olmuştur. Sonra,bundan müteşekkir olduklarını bildirenler dışında gözlemlerimle de faydalı olduğumu müşahede etmişimdir. aslında yaşamımdan başka örneklerde yazılabilirdi,fakat anlatmak istediğim müspet-menfi manada,hissedilen zorunlulukta hareketin ehemmiyette olunabileceğini,çok değişik şekillerde,zamanlarda başa gelebileceğini olabildiğince kısa yazmak,siz okuyanlarla paylaşmak istedim.
-Satırlarımı tamamlar, selam ve sevgilerimi sunarım hoşçakalınız. Celal altınsoy,kasım-2009