erdal
25.02.2009, 08:22
İnsan hayatının bir dönüm noktasıdır askerlik.
Askerlik çağına gelmiş delikanlının askere yolcu edilmesi bir gelenektir.
Biz de öyle yaptık.
Askerimizi ,(Tamer ACAR’ı) 24.Şubat 2009 akşamı saat 00:00 ‘ da yolcu ettik.
Hacılar mahallesinden (Siteler Yakını ) yola koyulduk.
En önde “askeri araç” yani Tamer’i ve ailesini taşıyan araç ,bizlerde arkadan takip ediyoruz.
Sitelerden Samsun Yoluna çıkar çıkmaz yoğun trafik başlıyor.
Aman Allah’ım. Kornalar çalıyor,gençler araç pencerelerinden sarkıyor...
Önünüze aniden direksiyon kıranlar,üstünüzden geçen araçlar!
Türk Bayrakları araçları süslüyordu ama ya kalpleri?
Sevgi, saygı bir anda bitiveriyor...
Asker uğurlama konvoyları birbirine karışıyor.
Evet bugün olağanüstü bir gün.
Daha dikkatli sürüyor,saygı gösteriyor, hoşgörüyoruz.
Ağır ağır otobüs terminaline ilerliyoruz.
Yaklaştıkça mahşeri kalabalık artıyor.
Sanki Ankaradaki bütün gençler o gün askere çağrılmış.
Araçlarımızı terminalin 3 km yakınına çekebildiğimiz için şükrediyoruz.
Oluk oluk insan akıyor terminale.
Çoluğu çocuğu,yaşlısı,genci,anneler,babalar,kardeşler.... ..
Aralarından zorlukla ilerlemeye çalışıyoruz.
Bu soğuk kış gününde (- 4 C ) terler akıyor sırtımızdan.
Nihayet terminale varıyoruz.
Evden çıkmamızla otobüse ulaşmamız tam 1 saat sürmüş.
Asker uğurlayanlar coşdukça çoşuyor...
Tabi daha çok erkekler katılıyor çılgın gösterilere.
Havada uçuşan askerler, omuzlarda otobüse bindirilen askerler,davullar zurnalar çalıyor...
Otuz kadar genç otobüsü sallamaya çalışıyor J.
Otobüs şoförü kızıyor ama dinleyen yok.
Her yerde "en büyük bizim asker"...Dehşet bir manzara.
Otobüse binmeden önce herkesle son bir kez vedalaşıyor asker kardeşimiz.
Anne ,babaanne,teyze.... gözleri yaşlı sarılıyorlar askerin boynuna,bir garip hüzün başlıyor...
Kolay değildi elbette.
24 yıl ne kadar da çabuk uçtu gitti okulla ev arasında.
Fırtınalı bu dünya hayatında bin bir zahmetle büyüttüğün evladın bir gün ansızın askere gidiyordu...
Ve belki de şehit olmakta vardı...
Gece buz tutuyordu.
Anne merhameti,anne sevgisi sıcak bakışları ile askeri ısıtıyordu.
Biz erkekler bunu asla bilemeyiz.
Anne olmadık çünki...
Ve orada askerin annesi bir taneydi.
Rabbine emanet ediyordu , canından çok sevdiği oğlunu.
Onun yerine de koyamayız kendimizi .
Baba olmak başka bir şey.
Bir olay daha dikkatimi çekiyor.
Küçük oğlum Zekeriya otobüsü dahi göremiyor kalabalıklardan.
Ama Tamer abisine kalabalığın arasından ağır ağır el sallıyor.
Duygulanıyorum bu manzara karşısında.
Belki Tamer abisi onu görmüyordu ama işte Zekeriya orada duruyordu....
Gerçek sevgi işte böyle ete kemiğe bürünüyordu.
Sevgi ,yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!
Güle güle git Tamer kardeşim güle güle git...
Saçlarımızın beyaza döndüğü şu demde bizi buralarda bırakıp dönüşü olmayan seferlere çıkartmasın Rabbim!
Allah’ a emanet ol.
(Amin)
Askerlik çağına gelmiş delikanlının askere yolcu edilmesi bir gelenektir.
Biz de öyle yaptık.
Askerimizi ,(Tamer ACAR’ı) 24.Şubat 2009 akşamı saat 00:00 ‘ da yolcu ettik.
Hacılar mahallesinden (Siteler Yakını ) yola koyulduk.
En önde “askeri araç” yani Tamer’i ve ailesini taşıyan araç ,bizlerde arkadan takip ediyoruz.
Sitelerden Samsun Yoluna çıkar çıkmaz yoğun trafik başlıyor.
Aman Allah’ım. Kornalar çalıyor,gençler araç pencerelerinden sarkıyor...
Önünüze aniden direksiyon kıranlar,üstünüzden geçen araçlar!
Türk Bayrakları araçları süslüyordu ama ya kalpleri?
Sevgi, saygı bir anda bitiveriyor...
Asker uğurlama konvoyları birbirine karışıyor.
Evet bugün olağanüstü bir gün.
Daha dikkatli sürüyor,saygı gösteriyor, hoşgörüyoruz.
Ağır ağır otobüs terminaline ilerliyoruz.
Yaklaştıkça mahşeri kalabalık artıyor.
Sanki Ankaradaki bütün gençler o gün askere çağrılmış.
Araçlarımızı terminalin 3 km yakınına çekebildiğimiz için şükrediyoruz.
Oluk oluk insan akıyor terminale.
Çoluğu çocuğu,yaşlısı,genci,anneler,babalar,kardeşler.... ..
Aralarından zorlukla ilerlemeye çalışıyoruz.
Bu soğuk kış gününde (- 4 C ) terler akıyor sırtımızdan.
Nihayet terminale varıyoruz.
Evden çıkmamızla otobüse ulaşmamız tam 1 saat sürmüş.
Asker uğurlayanlar coşdukça çoşuyor...
Tabi daha çok erkekler katılıyor çılgın gösterilere.
Havada uçuşan askerler, omuzlarda otobüse bindirilen askerler,davullar zurnalar çalıyor...
Otuz kadar genç otobüsü sallamaya çalışıyor J.
Otobüs şoförü kızıyor ama dinleyen yok.
Her yerde "en büyük bizim asker"...Dehşet bir manzara.
Otobüse binmeden önce herkesle son bir kez vedalaşıyor asker kardeşimiz.
Anne ,babaanne,teyze.... gözleri yaşlı sarılıyorlar askerin boynuna,bir garip hüzün başlıyor...
Kolay değildi elbette.
24 yıl ne kadar da çabuk uçtu gitti okulla ev arasında.
Fırtınalı bu dünya hayatında bin bir zahmetle büyüttüğün evladın bir gün ansızın askere gidiyordu...
Ve belki de şehit olmakta vardı...
Gece buz tutuyordu.
Anne merhameti,anne sevgisi sıcak bakışları ile askeri ısıtıyordu.
Biz erkekler bunu asla bilemeyiz.
Anne olmadık çünki...
Ve orada askerin annesi bir taneydi.
Rabbine emanet ediyordu , canından çok sevdiği oğlunu.
Onun yerine de koyamayız kendimizi .
Baba olmak başka bir şey.
Bir olay daha dikkatimi çekiyor.
Küçük oğlum Zekeriya otobüsü dahi göremiyor kalabalıklardan.
Ama Tamer abisine kalabalığın arasından ağır ağır el sallıyor.
Duygulanıyorum bu manzara karşısında.
Belki Tamer abisi onu görmüyordu ama işte Zekeriya orada duruyordu....
Gerçek sevgi işte böyle ete kemiğe bürünüyordu.
Sevgi ,yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!
Güle güle git Tamer kardeşim güle güle git...
Saçlarımızın beyaza döndüğü şu demde bizi buralarda bırakıp dönüşü olmayan seferlere çıkartmasın Rabbim!
Allah’ a emanet ol.
(Amin)